Çocuklar İçin 21. Yüzyıl Becerilerinin Önemi

Bir önceki blog yazımda 21. yüzyıl yetkinliklerinin çalışma hayatındaki öneminden bahsetmiştim. Bu yazımda işin temeline yani çocuklara inip eğitimde yeni nesil yaklaşımlarda 21. yüzyıl becerilerinin yeri ve önemine değineceğim. Yine konuyu bütünlemesine ele alıp örnek vererek de zihninizde tam olarak oluşmasını sağlamaya çalışacağım. Umarım okuması keyifli bir yazı olur.

Aslında bu yetkinliklerin çocuklar için öneminden bahsetmeden önce ele almamız gereken iki temel problem var. Bunlardan ilki özgüvensiz yetişen çocuklar,ikincisi paylaşmayı bilmeyen çocuklar. Öncelikle bu konulardan başlayalım. Site ve gökdelenlerden oluşan yaşam alanları birbirinin ismini bile bilmeyen, büyük ihtimalle yolda yan yana geçişse dahi birbirini tanımayan komşuluk ilişkilerine sebep oldu. Bu durum toplum içerisindeki güven duygusunu da öldürmeye başladı. Özellikle büyük şehirlerde ebeveynler çocuklarını her şeyden sakınmaya, sokakta dahi oynamalarına izin vermemeye başladı, çocuklar parka dahi tek başlarına gidemediler. Sanki görünmez bir fanusun içinde dış dünyadan izole vaziyette yetiştiler. Her zaman ailelerinin gölgesinde kalan çocuklar hiçbir konuda sorumluluk alamadılar. Onları korumaya çalışırken farkında olmadan özgüvensiz bireyler yetiştirdik.Bu, bizim ilk temel problemimizi ortaya çıkardı. Şimdi gelelim çözmemiz gereken ikinci probleme: Paylaşmayı bilmeyen çocuklar! Zorlu ekonomik şartlar ve yoğun çalışma hayatı aileleri ya çocuksuz ya da tek çocuklu bir yaşam kurmaya zorladı. Birçok aile daha fazla çocuk dünyaya getirmeyi istese de onlara istedikleri hayatı verememe korkusu daha ağır bastı. Bilinçli ebeveynler çocuklarını her yönden donanımlı bir şekilde yetiştirme ülküsünde olduğu için bu hayatı birden fazla kişi için sağlayamamaktan çekindiler fakat bir noktayı gözlerinden kaçırdılar: Paylaşmayı bilmeyen çocuklar. Tek başına büyüyen çocuklar oyuncaklarını kimseyle paylaşmadı, çikolatalarının sahipleri hep kendileriydi,bu durum beraberinde bencil ve paylaşmayı bilmeyen bir nesil getirdi. 21.yüzyıl yetkinlikleri aslında her dönemin gereklilikleri. Bu eğitimlerle birlikte çocukların bahsettiğimiz eksik yönleri tamamlanmaya çalışılıyor.Gelin şimdi bu eğitimlerden biraz bahsedelim.

Öncelikle çocuklara örnek bazı olaylara karşı yaklaşımları soruluyor ve örnek olaylarda karşılaştıkları problemlere çözüm getirmeleri isteniyor. Bu bazen tiyatrolaştırılmış halde bazen de oyunlarla çocuklara veriliyor.Çocuklar, yetişkinlere haiz olmayan hayal güçleri sayesinde hem yaratıcılık yeteneğini geliştiriyor hem de gerçek hayatta alamadığı sorumluluğu bu etkinliklerde alıyor.Aynı zamanda yaşadığı çevrede onu dinleyen kişilerin azlığı sebebiyle körelmiş iletişim becerileri gelişiyor. Yapılan grup çalışmaları ve birlikte oynanan oyunlar çocukların paylaşma duygusunu da güçlendiriyor.

21. yüzyıl yetkinliklerinin çocuklara kattığı diğer becerilerden bahsedelim. Dijital dönüşümün hayatımızın merkezine yerleştirdiği cep telefonu, tablet ve bilgisayarların kullanımına ayrılan vaktin çocuklarda çok yüksek olduğunu biliyoruz. Akıllı cihazlardaki öğretici uygulamalar sayesinde çocuklar hem teknolojiden kopmuyor hem de geçirilen vakti verimli kullanıp analitik düşünme ve teknoloji okur yazarlığı konusunda eğitim alıyor. Oyunlaştırılmış uygulamalar sayesinde algoritma ve programlamanın temellerini öğreniyorlar.

Z kuşağı adı verilen neslin, modern şehir yaşamında ve her gün gelişen teknolojinin var olan karanlık odalarında kaybolmasını istemiyorsak bu eğitimlere biraz daha kulak kabartıp önem vermeliyiz. Sevgiyle ve bilgiyle kalın.

Yorum bırakın